E-ISSN: 2619-9467

Cover    
Year 1994 - Volume 4 - Issue 4

Open Access

Peer Reviewed

ARTICLES
1130 Viewed312 Downloaded

The Epidemiologic Characteristics Of The Female Genital Carcinomas
Kadın Genital Kanserlerinin Epidemiolojik Özellikleri

  
Turkiye Klinikleri J Gynecol Obst. 1994;4(4):279-84

Article Language: TR
Copyright Ⓒ 2020 by Türkiye Klinikleri. This is an open access article under the CC BY-NC-ND license (http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0/)
ÖZET
Giriş: Toplumumuzdaki kadın genital kanserlerinin epidemiyolojik özellikleri ile ilgili yeterli çalışma yoktur. Çalışmanın Yapıldığı Yer: Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesi Onkoloji Kliniği, Ankara. Materyel ve Metod: 1990-1992 yıllları arasında Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesi Onkoloji Kliniğine başvurup tanı alan 193 genital kanser olgusu, epidemiolojik özelliklerine göre retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Kadın genital kanserleri içinde en sık rastlanan, endometrium, over ve serviks kanser vakaları, kişi, yer ve zaman özelliklerine göre belirlendi. Endometrium kanserlerinde, vakaların %41.8'i 45-54, over kanserinde %35.7'si 55-64, serviks kanserinde %32.9'u 35-44 yaşlar arasında olup, ortalama en düşük yaş serviks kanserli hastalardaydı ve aralarında istatistiki olarak anlamlı fark saptandı (p< 0.001). Üç tip genital kanserde okur-yazar veya ilkokul mezunu olanlar çoğunluktaydı. Serviks kanserinde vakaların %57'si, endometrium kanserinde %60'ı başvurduklarında evre I'de iken, over kanser olgularının %80'i evre III'de idi. Vakaların eğitim düzeyleri ile hastalıkların evreleri arasında anlamlı fark bulunamadı (p> 0.05). Ortalama menopoz yaşı endometrium kanserinde 53.3 olup, serviks ve over kanserine göre anlamı yüksekti (p< 0.001). Ortalama gebelik ve doğum sayısı serviks kanserinde, sırası ile 6.3 ± 0.4, 5.1 ± 0.3 olup, endometrium ve over kanserli hastalardan yüksekti ve aralarındaki fark anlamlıydı (p< 0.01). Başvuru sendromlarının ilk sırasında, endometrium kanserinde postmenopozal kanama (%76), over kanserinde karın ağrısı (%93), serviks kanserinde ise poskoital kanama (%58.6) gelmekteydi. Sonuç: Endometrium kanseri en sık rastlanan tümör olarak izlendi. Genital tümörlerde eğitim düzeyi ve evre ilişkisi anlamlı bulunmadı. Serviks kanser olgularında doğum sayısı diğerlerine göre yüksek bulundu.
ABSTRACT
Introduction: There was no enough epidemiologic date in genital carcinoma, in our country. Institution: Dr. Zekai Tahir Burak Women's Hospital. Material and Method: 193 patients with genital carcinoma were investigated epidemiologically at Doctor Zekai Tahir Burak Women's hospital between 1990-1992 retrospectively. Results: 41.8% of the patients with endometrial carcinoma, 35.7% of the patients with ovarian carcinoma and 32.9% of the patients with cervical carcinoma were between ages 45-54, 55-64 and 35-44, respectively. The patients with cervical carcinoma were significantly younger than the groups with endometrial and ovarian carcinomas (p< 0.001). 57% of the patients with cervical carcinoma and 60% of the patients with endometrial carcinoma were at stage III at the time of admission. There was no significant difference between the socio-cultural status of the patients and the stage of the disease. Average menopausal age was found to be 53.3 in endometrial carcinoma and this was significantly higher than the average menopausal ages seen in cervical and ovarian carcinomas (p< 0.001). Mean gravidity and parity in cervical carcinoma was 6.3 ± 0.4 and 5.1 ± 0.3 respectively; these rates were significantly higher than the gravidity and parity seen in patients with endometrial and ovarian carcinomas (p< 0.001). Postmenopausal bleeding in endometrial carcinoma (76%), abdominal pain in ovarian carcinoma (93%) and postcoital bleeding (58.6) in cervical carcinoma were the most frequent complaints of admission. Conclusion: Endometrial carcinoma was found the most frequent malignancy. There was no significant difference between the socio-cultural status of the patient and the stage of the disease. Mean gravidity and parity in cervical carcinoma was significantly higher than other patients.